Artık kendi başına bayağı bayağı yürüyorsun,popo üstüne nasıl yumuşak düşüş yapılırı da kapmışsın tamamdır bu iş. Yürü be güzel kızım kim tutar seni.
Yürüdüğün yollar daima aydınlık olsun.Vardığın her durakta ,dinlenmek istediğin her an da tıpkı şimdiki gibi babanla benim yumuşak kucağımız hep peşinde olsun.Yürü kızım ,dilerim ki hep güzel günlere yürü.
19 Mayıs 2013 Pazar
kelimeler1
Dadda;Baba
Adda;Anne
Ade;Annenin adı
Deel;Gel
Ab;Su
Abba;Abla
Edda;Selmoş Teyze
Huh hu hu;Köpek
Ah;Al
Aoo;Alo
Adda;Anne
Ade;Annenin adı
Deel;Gel
Ab;Su
Abba;Abla
Edda;Selmoş Teyze
Huh hu hu;Köpek
Ah;Al
Aoo;Alo
ek gıda üzerine..
Bu yazıyı uzun zamandır yazmayı istiyordum;fakat hem ek gıda olayını tam olarak oturtayım sonra yazarım,bir yaşına girsin sonra yazarım derken bugünlere kaldı.Aklımda kalanları yazayım bari:(
Bebi ek gıdaya biraz erken başladı.Yaklaşık 4 aylıkken muhallebi ve meyvelerle.6 aylıkken öğün kavramımız oturmuştu bile.Sanırım 7 aylıkken bir yumurtayı yiyebiliyordu artık. Ek gıda olayında dikkat edilmesi gereken en önemli olay çocuğun istediğinden fazlasını vermemekti bence. Evet diş çıkardığı dönemlerde hiçbir şey yemedi hatta 3 gün sadece mama yediğini biliyorum ama ağrısı sızısı geçince kaldığı yerden devam etti.Okuduklarımdan şunları süzgeçledim ve uyguladım diyebilirim;
1.Onu da birey olarak görmek,bazen canının hiçbir şey yemek istemeyebileceğini kabul etmek( Biz ebeveynler de her zaman aynı iştahla yemek yemiyoruz ne de olsa)
2.Farklı türde yiyecekler sunmak,aynı şeyleri yapıp yapıp önüne koymamak(Farklı lezzetlerle ek gıdayı çekici hale getirmek gerek)
3.Karışık,bulamaç halinde lezzeti olmayan yemekleri mümkün olduğunca sınırlı tutmak,en azından karıştırılan yiyeceklerin uygun türden olmaları gerekir(Kim yemek ister ki pilava karıştırılmış,yoğurt,pekmez,salata gibi kombinasyonları)
4.Yemeği yedirirken güleryüzlü olmak,bol bol mis gibi olmuş gibi sözcükler kullanmak(Bu konuda bir deney yapılmış iki grup denek üzerinde. Hiç duymadıkları bir sebze için birinci gruba "onu kim yemek ister ki,dünya daki en son şey olarak o kalsa yine de yemezdim" gibi sözcükler bilinçaltlarına işlenmiş.İkinci gruba ise çok lezzetli bir sebze olduğu yönünde bilgiler verilmiş. Ve iki gruba da o sebze sunulduğunda birinci grupta tadını lezzetli bulmayanların sayısı oldukça fazlayken ikinci gruptakilerin sebzeye karşı daha ılılmı oldukları görülmüş)Annem bamyanın hiç de güzel bir tadı olmadığını söyleseydi muhtemelen şimdi yemiyor olurdum.
5.Yiyecekle temas etmesine izin vermek(Bu dönem çocukları ya da bebekleri diyelim dokunarak,hissederek çevremizi tanımaya çalışıyorlar.)Eğer yediği yiyeceği elleyip,yapısını kavramazsa bu onu yabancı bir madde olarak algılamasına devam etmesine neden olacaktır.
6.Çocukların damak tadı,işte bunu unutmuşum ama sanırım 9.aydan sonra yavaş yavaş gelişmeye başlıyor.Doğal olarak bu döneme kadar bir yiyeceği yemezse sevmediği için değildir. Başka bir nedeni vardır.Bu nedenle vazgeçmeyip 10 gün sonra aynı yiyecek tekrar denenmelidir.
7.Açıkçası alerji olayına ben fazla dikkat etmedim ama üç gün kuralına uymak gerekiyor başlangıçta.Yani üç gün aynı yiyecek,üç gün sonra farklı bir yiyecek.Böylelikle alerji olursa,neden alerji olduğu anlaşılabilsin diye.
8.Kendi öğün saatlerinizde onu da mama sandalyesine koyup önüne yiyebileceği bir kaç yiyecek koyup sizin çiğneme hareketlerinizi görmesini sağlamak(Hatta bazen ben eline ekmek verip kendimde ağzıma alıp çiğneme hareketi yaparak beni taklit etmesini sağlıyordum,evet evet çiğneme hareketi de taklitle öğreniliyormuş)
9.7.8.aydan itibaren gıdaları mümkün olduğunca blendırdan geçirmeden ezerek yedirmek.Bu, iki yaşına geldiğinde hala yanımızda blendar taşımak istemiyorsak önemli.
Yanılmıyorsam 7 aylıkken hatta daha küçük olabilir ekmek içini önüne koyduğumuzda kendisi çiğnemeye çalışıyordu. Sonra kaşar peyniri aynı şekilde vermeye başladık.Sonra yumurtanın beyazını,krepi,köftesini,muzu,minik minik kıyıp yuvarlak yaptığım kuru kayısıları,incirleri)
10.Düzenli bir öğün sistemi oluşturmak.
11.Yine benim uygun görerek yaptığım bir olayda 9.ayda tuz ve baharatlara başlamak oldu.Kimyonu hemen hemen her yemeğinde kullanıyordum ama biraz acılara da başladım.İyotun beyin gelişimi için önemi,baharatların damak tadı oluşturmaktaki rolü nedeniyle başladım. Hem de alışsın dedim. Her şeyden çok azda olsa veriyorum. Abur cubur haricinde.
Sonuç olarak benim için önemli olan mümkün olduğunca az abur cubur tüketen,neyi ne kadar yemesi gerektiğini bilen,fazlasını istemeyen,zararlı maddeleri bilen bir birey olması.Ama tabii ki bunu zaman gösterecek. Bu maddelerin hepsini de mümkün olduğunca uygulamaya çalıştım.Şimdilik yeterince yiyen,sorun çıkarmayan bir kızım var. Bilmiyorum belki çocuğun kendisinde de biraz yemeye istek ve eğilim olmalı.Bizim ki böyleydi ben de sadece destekledim belki. Bunları yapmasam da yine de aynı olacaktı belki bilmiyorum. Konu çocuk olunca okuduklarınız,teoriniz boş oluyor bazen.Özellikle de en çok deneyimlerden yararlanıyorum ben." BEn bu yanlışı yaptım sen yapma" diyenlere bol bol kulak veriyorum. Uygulamaya geçiriyorum."Hiç takılma yemiyorsa bırak,yemesin sonra yer" diyenleri dinlemeye çalışıyorum. "İkinci çocukta hiç o kadar düşünmüyorsun,takmıyorsun o da aynı büyüyor" diyenleri dinliyorum.Bir de bir Öğretmenimiz var ki 55 yaşlarında çocuklarını yetiştirmiş diyor ki;Üzülmeyin üzülmeyin öyle de böyle de büyürler,siz yaşlanırsınız,zaman olur ki bu üzüldüğünüz günlere yanarsınız.Yese de yemese de sırf bu etkenden dolayı büyümeyen insan görmedim. Başta ben büyümezdim.
Kanal D 'de bir diyetisyen demişti ki yemediği için büyümese yerde upuzun yatan Afrika'daki insanlar büyümezdi.Günümüzde asıl sorun yememek değil,fazla yemek! diyerek ek gıda olayını kapatıyorum.
AMA YİNE DE BELLİ ETMESEM DE YETERLİ YEMEMİŞSE O GÜN itiraf ediyorum ÜZÜLÜYORUM.(Ah annelik ah!)
Bebi ek gıdaya biraz erken başladı.Yaklaşık 4 aylıkken muhallebi ve meyvelerle.6 aylıkken öğün kavramımız oturmuştu bile.Sanırım 7 aylıkken bir yumurtayı yiyebiliyordu artık. Ek gıda olayında dikkat edilmesi gereken en önemli olay çocuğun istediğinden fazlasını vermemekti bence. Evet diş çıkardığı dönemlerde hiçbir şey yemedi hatta 3 gün sadece mama yediğini biliyorum ama ağrısı sızısı geçince kaldığı yerden devam etti.Okuduklarımdan şunları süzgeçledim ve uyguladım diyebilirim;
1.Onu da birey olarak görmek,bazen canının hiçbir şey yemek istemeyebileceğini kabul etmek( Biz ebeveynler de her zaman aynı iştahla yemek yemiyoruz ne de olsa)
2.Farklı türde yiyecekler sunmak,aynı şeyleri yapıp yapıp önüne koymamak(Farklı lezzetlerle ek gıdayı çekici hale getirmek gerek)
3.Karışık,bulamaç halinde lezzeti olmayan yemekleri mümkün olduğunca sınırlı tutmak,en azından karıştırılan yiyeceklerin uygun türden olmaları gerekir(Kim yemek ister ki pilava karıştırılmış,yoğurt,pekmez,salata gibi kombinasyonları)
4.Yemeği yedirirken güleryüzlü olmak,bol bol mis gibi olmuş gibi sözcükler kullanmak(Bu konuda bir deney yapılmış iki grup denek üzerinde. Hiç duymadıkları bir sebze için birinci gruba "onu kim yemek ister ki,dünya daki en son şey olarak o kalsa yine de yemezdim" gibi sözcükler bilinçaltlarına işlenmiş.İkinci gruba ise çok lezzetli bir sebze olduğu yönünde bilgiler verilmiş. Ve iki gruba da o sebze sunulduğunda birinci grupta tadını lezzetli bulmayanların sayısı oldukça fazlayken ikinci gruptakilerin sebzeye karşı daha ılılmı oldukları görülmüş)Annem bamyanın hiç de güzel bir tadı olmadığını söyleseydi muhtemelen şimdi yemiyor olurdum.
5.Yiyecekle temas etmesine izin vermek(Bu dönem çocukları ya da bebekleri diyelim dokunarak,hissederek çevremizi tanımaya çalışıyorlar.)Eğer yediği yiyeceği elleyip,yapısını kavramazsa bu onu yabancı bir madde olarak algılamasına devam etmesine neden olacaktır.
6.Çocukların damak tadı,işte bunu unutmuşum ama sanırım 9.aydan sonra yavaş yavaş gelişmeye başlıyor.Doğal olarak bu döneme kadar bir yiyeceği yemezse sevmediği için değildir. Başka bir nedeni vardır.Bu nedenle vazgeçmeyip 10 gün sonra aynı yiyecek tekrar denenmelidir.
7.Açıkçası alerji olayına ben fazla dikkat etmedim ama üç gün kuralına uymak gerekiyor başlangıçta.Yani üç gün aynı yiyecek,üç gün sonra farklı bir yiyecek.Böylelikle alerji olursa,neden alerji olduğu anlaşılabilsin diye.
8.Kendi öğün saatlerinizde onu da mama sandalyesine koyup önüne yiyebileceği bir kaç yiyecek koyup sizin çiğneme hareketlerinizi görmesini sağlamak(Hatta bazen ben eline ekmek verip kendimde ağzıma alıp çiğneme hareketi yaparak beni taklit etmesini sağlıyordum,evet evet çiğneme hareketi de taklitle öğreniliyormuş)
9.7.8.aydan itibaren gıdaları mümkün olduğunca blendırdan geçirmeden ezerek yedirmek.Bu, iki yaşına geldiğinde hala yanımızda blendar taşımak istemiyorsak önemli.
Yanılmıyorsam 7 aylıkken hatta daha küçük olabilir ekmek içini önüne koyduğumuzda kendisi çiğnemeye çalışıyordu. Sonra kaşar peyniri aynı şekilde vermeye başladık.Sonra yumurtanın beyazını,krepi,köftesini,muzu,minik minik kıyıp yuvarlak yaptığım kuru kayısıları,incirleri)
10.Düzenli bir öğün sistemi oluşturmak.
11.Yine benim uygun görerek yaptığım bir olayda 9.ayda tuz ve baharatlara başlamak oldu.Kimyonu hemen hemen her yemeğinde kullanıyordum ama biraz acılara da başladım.İyotun beyin gelişimi için önemi,baharatların damak tadı oluşturmaktaki rolü nedeniyle başladım. Hem de alışsın dedim. Her şeyden çok azda olsa veriyorum. Abur cubur haricinde.
Sonuç olarak benim için önemli olan mümkün olduğunca az abur cubur tüketen,neyi ne kadar yemesi gerektiğini bilen,fazlasını istemeyen,zararlı maddeleri bilen bir birey olması.Ama tabii ki bunu zaman gösterecek. Bu maddelerin hepsini de mümkün olduğunca uygulamaya çalıştım.Şimdilik yeterince yiyen,sorun çıkarmayan bir kızım var. Bilmiyorum belki çocuğun kendisinde de biraz yemeye istek ve eğilim olmalı.Bizim ki böyleydi ben de sadece destekledim belki. Bunları yapmasam da yine de aynı olacaktı belki bilmiyorum. Konu çocuk olunca okuduklarınız,teoriniz boş oluyor bazen.Özellikle de en çok deneyimlerden yararlanıyorum ben." BEn bu yanlışı yaptım sen yapma" diyenlere bol bol kulak veriyorum. Uygulamaya geçiriyorum."Hiç takılma yemiyorsa bırak,yemesin sonra yer" diyenleri dinlemeye çalışıyorum. "İkinci çocukta hiç o kadar düşünmüyorsun,takmıyorsun o da aynı büyüyor" diyenleri dinliyorum.Bir de bir Öğretmenimiz var ki 55 yaşlarında çocuklarını yetiştirmiş diyor ki;Üzülmeyin üzülmeyin öyle de böyle de büyürler,siz yaşlanırsınız,zaman olur ki bu üzüldüğünüz günlere yanarsınız.Yese de yemese de sırf bu etkenden dolayı büyümeyen insan görmedim. Başta ben büyümezdim.
Kanal D 'de bir diyetisyen demişti ki yemediği için büyümese yerde upuzun yatan Afrika'daki insanlar büyümezdi.Günümüzde asıl sorun yememek değil,fazla yemek! diyerek ek gıda olayını kapatıyorum.
AMA YİNE DE BELLİ ETMESEM DE YETERLİ YEMEMİŞSE O GÜN itiraf ediyorum ÜZÜLÜYORUM.(Ah annelik ah!)
3 Mayıs 2013 Cuma
Anleea,14. ay mektubu...
Uzun zamandır yazamadım, yazamadığım için neler yaptığını özür dilerim senden güzel kızım.Aslında çok bölük bölük yazdım da hepsi de kayıtlı da, yarım yamalak olmasın diye yayınlamadım. Bazen düşünüyorum da buraya yazdıklarım belki birgün silinip gidecek.Sonra da diyorum ki sana hatıra kalacak anı kitabı yaptırırım(o zamana kadar silinmeyeceğinin garantisi olmasa da)
Bugün annleea dedin,evet evet benim tepki vermemi istediğin zaman bilinçli olarak söyledin.Bir şeyler söylüyordun da bu öyle değil;farklı.Anlee,anlee deyip duruyorsun.Baba,dede,mamafalan diyordun hatta bazen baban ismimi söylediğinde söylemeye çalışıyordun da bu sefer ki farklıydı.Ben anne olduğumu hissettim,çok güzeldi hep yap bunu,sevindir şu anacağızını.
Bahar geldi,sokak günleri başladı.Sen de bu günlerin hatırına hiç eve girmek istemiyorsun.Tamam güzel de yavrucuğum,bizim bi evimiz var,kendini temizlemeyen,kendi kendine yemek yapmayan,çamaşır yıkamayan cinsten.Tam bi park delisi oldun.Evin yakınlarında bir park var,markete,çarşıya nereye gidersek gidelim oradan geçiyoruz.Yok oradan geçmesek bile başka bi parka mutlaka takılırdık da zaten neyse bir giderken bir eve dönerken mutlaka o parka uğruyoruz. 10 ila 15 dk. sallanıp 3-4 kez kayıp ancak çıkabiliyoruz;zira sen bisikletinde(Ebeveyn kontrollü bisikletlerden aldık sana,pek bi seviyorsun.) bile ayağa kalkarak bu isteğini mutlaka dile getiriyorsun.Hayır sanırım yerini de ezberlemişin oranın,bebek arabasında olsan da arkan dönük olsa da görüyorsun.
İnsanlara,hayvanlara kısacası nefes alan her varlığa bayılıyorsun.
Yürüme olayına gelirsek ay yok yani,yürüme olayını anneden babaya gitmek olarak algıladın galiba ama yanlış yoldasın yavrucum.Emekleme olayında ki kadar tembelsin.Yürüyorsun,bazen koltuktan elini bırakıp gidebiliyorsun,benden babaya,babadan bana süper geliyor gidiyorsun da o kadar. Tembelsin kuzucum,koala modunda çalışıyorsun.Emekleme de ise hızlı gonz ailesiyle yarışır durumdasın,geç farkettin de bu olayı tadını mı çıkarıyorsun bilemedim.Ama iki ayak üzerine çıkmayı başarabilirsen,balkonu sana açacağım bilesin.Yoksa yok.
Yeme düzenin aynı.Sabah,öğle,ikindi,kuşluk,akşam . Aman bozmayalım emi.Araya giren dişler de yemiyorsun e ben de zorlamıyorum;ne de olsa ben de hastayken yemek yemek istemiyorum.Her zaman aynı iştahta olamayız zaten.Sağlıklı beslenmene dikkat ediyorum,haftalık menü belirleyip onları yapmaya özen gösteriyorum.
Uyku düzenin de benzer şekilde devam ediyor.Pek bi takıntısız annen,uyursa uyur modunda da sabah erken kalkarsan çıldırışlar da.Genelde akşam 22 gibi uyuyorsun,sabah da bazen 7,7,30,8,8,30 gibi kalkıyorsun.Genelde 8 ve 8.30 gibi kalkıyorsun.Daha erken kalktığında annen çıldırış moduna geçiyor,her ne kadar sakin olsa da aslında o gün robota bağlıyor. Neyse ki çok nadir 6,6.30 gibi uyanıyorsun da annenin akıl sağlığı korunuyor. Gün içinde genelde tek uyku uyuyorsun,o da değişiyor.1 saat,1,30 saat,2,00 saat bu aralıkta. Her insanın uyku ihtiyacı farklıdır,her insanın günlük uyku ihtiyacı da değişebilir diye düşünüp çok erken kalkmadığın haller dışında çoook güzel geçinip gidiyoruz.Bu arada gece 4 te kalktığında oluyor tabii ki.Bi de sadece baban evdeyken 10.00 da kalktığında.Anlamıyom bu işi hiç.Hişşş bana mı gareziniz yahu.
Böyleyken böyleee...Sen uyanmadan bitiricem bu kez.
Yahu şu zaman yavaşlamaz mı biraz.Bi bakmışım 10 yaşına gelmişin mi olacak.Ya ben 41 mi olmuş olucam.Hafta sonu veli toplantısı var,geçen haftasonu gün vardı...Çok hızlı çok..Bi de ağır kanlı bir yerde yaşıyoruz,ya bir de İstanbul'da olsaydık bilemiyorum.
Bugün annleea dedin,evet evet benim tepki vermemi istediğin zaman bilinçli olarak söyledin.Bir şeyler söylüyordun da bu öyle değil;farklı.Anlee,anlee deyip duruyorsun.Baba,dede,mamafalan diyordun hatta bazen baban ismimi söylediğinde söylemeye çalışıyordun da bu sefer ki farklıydı.Ben anne olduğumu hissettim,çok güzeldi hep yap bunu,sevindir şu anacağızını.
Bahar geldi,sokak günleri başladı.Sen de bu günlerin hatırına hiç eve girmek istemiyorsun.Tamam güzel de yavrucuğum,bizim bi evimiz var,kendini temizlemeyen,kendi kendine yemek yapmayan,çamaşır yıkamayan cinsten.Tam bi park delisi oldun.Evin yakınlarında bir park var,markete,çarşıya nereye gidersek gidelim oradan geçiyoruz.Yok oradan geçmesek bile başka bi parka mutlaka takılırdık da zaten neyse bir giderken bir eve dönerken mutlaka o parka uğruyoruz. 10 ila 15 dk. sallanıp 3-4 kez kayıp ancak çıkabiliyoruz;zira sen bisikletinde(Ebeveyn kontrollü bisikletlerden aldık sana,pek bi seviyorsun.) bile ayağa kalkarak bu isteğini mutlaka dile getiriyorsun.Hayır sanırım yerini de ezberlemişin oranın,bebek arabasında olsan da arkan dönük olsa da görüyorsun.
İnsanlara,hayvanlara kısacası nefes alan her varlığa bayılıyorsun.
Yürüme olayına gelirsek ay yok yani,yürüme olayını anneden babaya gitmek olarak algıladın galiba ama yanlış yoldasın yavrucum.Emekleme olayında ki kadar tembelsin.Yürüyorsun,bazen koltuktan elini bırakıp gidebiliyorsun,benden babaya,babadan bana süper geliyor gidiyorsun da o kadar. Tembelsin kuzucum,koala modunda çalışıyorsun.Emekleme de ise hızlı gonz ailesiyle yarışır durumdasın,geç farkettin de bu olayı tadını mı çıkarıyorsun bilemedim.Ama iki ayak üzerine çıkmayı başarabilirsen,balkonu sana açacağım bilesin.Yoksa yok.
Yeme düzenin aynı.Sabah,öğle,ikindi,kuşluk,akşam . Aman bozmayalım emi.Araya giren dişler de yemiyorsun e ben de zorlamıyorum;ne de olsa ben de hastayken yemek yemek istemiyorum.Her zaman aynı iştahta olamayız zaten.Sağlıklı beslenmene dikkat ediyorum,haftalık menü belirleyip onları yapmaya özen gösteriyorum.
Uyku düzenin de benzer şekilde devam ediyor.Pek bi takıntısız annen,uyursa uyur modunda da sabah erken kalkarsan çıldırışlar da.Genelde akşam 22 gibi uyuyorsun,sabah da bazen 7,7,30,8,8,30 gibi kalkıyorsun.Genelde 8 ve 8.30 gibi kalkıyorsun.Daha erken kalktığında annen çıldırış moduna geçiyor,her ne kadar sakin olsa da aslında o gün robota bağlıyor. Neyse ki çok nadir 6,6.30 gibi uyanıyorsun da annenin akıl sağlığı korunuyor. Gün içinde genelde tek uyku uyuyorsun,o da değişiyor.1 saat,1,30 saat,2,00 saat bu aralıkta. Her insanın uyku ihtiyacı farklıdır,her insanın günlük uyku ihtiyacı da değişebilir diye düşünüp çok erken kalkmadığın haller dışında çoook güzel geçinip gidiyoruz.Bu arada gece 4 te kalktığında oluyor tabii ki.Bi de sadece baban evdeyken 10.00 da kalktığında.Anlamıyom bu işi hiç.Hişşş bana mı gareziniz yahu.
Böyleyken böyleee...Sen uyanmadan bitiricem bu kez.
Yahu şu zaman yavaşlamaz mı biraz.Bi bakmışım 10 yaşına gelmişin mi olacak.Ya ben 41 mi olmuş olucam.Hafta sonu veli toplantısı var,geçen haftasonu gün vardı...Çok hızlı çok..Bi de ağır kanlı bir yerde yaşıyoruz,ya bir de İstanbul'da olsaydık bilemiyorum.
5 Mart 2013 Salı
1.yaşın kutlu olsun melek yüzlü kızım
Tarih 5 Mart 2012. Ankara bembeyaz. Saat, akşam 20:55.Ve sen geldin hayatımıza güzel kızım.Beni anne,babanı baba sıfatına kavuşturdun. Bahara açılan pencerem.İyiki sen geldin.
Tarih 5 Mart 2013.Doğduğun yer değil de büyüdüğün yerdeyiz. Ve yine ve bu yıl ilk kez burası bembeyaz. Aradan tam bir yıl geçmiş,31 yıllık ömrümde çok değerli,neşe dolu,deli dolu 1 yıl.
Yazmak istediğim gönlümden geçen öyle çok kelime vardı ki aslında,ama yazamıyorum,yazılacak gibi değil sana olan duygularım.Seni çok seviyoruz,çok seviyoruz.İyiki doğdun.Nice yaşlara.Sağlıkla,mutlulukla,huzurla,hep birlikte.
Tarih 5 Mart 2013.Doğduğun yer değil de büyüdüğün yerdeyiz. Ve yine ve bu yıl ilk kez burası bembeyaz. Aradan tam bir yıl geçmiş,31 yıllık ömrümde çok değerli,neşe dolu,deli dolu 1 yıl.
Yazmak istediğim gönlümden geçen öyle çok kelime vardı ki aslında,ama yazamıyorum,yazılacak gibi değil sana olan duygularım.Seni çok seviyoruz,çok seviyoruz.İyiki doğdun.Nice yaşlara.Sağlıkla,mutlulukla,huzurla,hep birlikte.
20 Şubat 2013 Çarşamba
6-12 ay kullandıklarım-kullanmaya devam ettiklerim...
1. Yürüteç; Bu konuda iki farklı görüş var.
Uzmanların söyledikleri yürüteç kullanılmaması gerektiği yönünde. Yürüteç kullanıldığında bebekler yürümeyi değil yürüteci sürmeyi öğreniyorlarmış.Hatta yürüteç kullanan bebekler koltuklatından tutulup yürütülmeye çalışıldığında parmak uçlarıyla sanki itmeye devam ediyor gibi oluyorlar. Gerçekten de dikkat ettiğimde yürüteç içinde adım atmadığını sadece yürütece yön vermek için ayaklarını halının üzerinde sürüdüğünü de bizzat gördüm.Bu durumda bebeklerin yürümelerini geciktiriyormuş.Öncelikle öğrendikleri yanlışı unutup yerine yeni bir öğrenme koymaları gerekiyor.Yani hiç yürütece konmayan bebeklerden bir adım gerideler.Bunların pek çoğunu yürütece koymadan önce de biliyordum.
İkinci görüş ise;yürütece koyarsan bebeği,o kendi kendine etrafı incelerken sen de ev işlerini,okul işlerini halledebilirsin. Aynı zamanda yürüteçle ulaşabileceği mekanları kontrol edip oralardaki tehlikeli eşyaları kaldırıp yahut güvenli hale getirip aklının onda kalmasını engelleyebilirsin.Bu da etrafında bebeğini bırakabileceği birileri olmayan annelerin görüşü.E haliyle ben ikinci görüşe giriyorum. 6,6 buçuk aylıktan önce omurga yapıları tam olarak yürümeyi desteklemediği için yaklaşık 7 aylıkken yürütece koymuştum.10 aylık civarında emeklemesini çok istediğim için yürütece koymamaya başladım. Oyuncaklarını dağıtıp bebiyide yere oturtuyordum. Sonra da emeklemişti işte. Şimdilerde rahatlıkla tutunup kalkıyor,emeklediği içinde çok nadir yürütece koyuyorum. özellikle ev süpürürken falan. Emekleyerek her yere giriyor.Çekmeceleri döküyor,gereksiz yerlerde(sandalyeyi kendine çekerek gibi) ayağa kalkmaya çalışıyor,çöpe gidiyor,ne bulsa ağzına atmaya çalışıyor vs. İşte bunun için işim varsa ve ilgilenemeyeceksem yürütece koyuyorum.Yürüteç gerekli mi? Bizim yürütecimiz kuzenimizden,Kaoşun.Olmasaydı alır mıydım,bilmiyorum.Ama bence o altı yedi aylık dönemlerinde ona özgürlük sağlıyor. Anne içinde az biraz rahatlık oluyor. Bence çok da bir problem yaratmıyor,fazlaca konulmadığı müddetçe ki onca çocuk yürüteçle büyüyor da hiç bi şey olmuyor.Annem 30 yıl önce beni de koymuş,bişey olmamış. Yaa neredeyse insanlık tarihi kadar eski bu yürüteç meselesi:)))
Bu arada bizimki Pilsanın bir modeli.Mamalove. Kademeli. Kademeli olması çocuğun boyuna göre ayarlamanız açısından önemli.Bir de önünde mama sandalyesinin önündeki yer gibi genişçe tepsisi var.Üzerinde org falan vardı biz çıkardık. Şimdi orası boş ve oldukça işlevsel. Kahvaltı yaparken filan,o önceden yapmış olmasına rağmen bir şeyler yemek istiyorsa önüne koyuyorduk,bir de oraya kitap falan koyup onunla ilgilenmesini sağlıyorduk.Tepsilisi güzel yani,işlevsel.
2.Mama sandalyesi;Bizimki yine kuzenimizden bu sefer ki Egoşun.Kraft marka. Biraz irice kendisi. Çift tepsili,kademeli,silinebilir naylon kumaş.
Özelliklerin kullanımı açısından baktığımızda açıkçası yükseklik kademesini hiç kullanmadık,yüksekliği bizim için ideal,sandalyeye oturduğumda rahatlıkla yedirebiliyorum(pek oturmuyorum ama)tepsisinin çıkarılıp masaya yaklaşma özelliği sanırım yok,hoş olsaydı da masaya ancak bizim sandalyeler sığıyor bebininkini sığdırmak oldukça zor:)Bu özellik olsaydı ilerleyen aylarda iyi olabilirdi;ancak ikeanınki gibi masaya sıfırlanabiliyorsa.
Çift tepsili olma özelliğinden sözedersek;aslında önemli olan iki tepsi ya da tek tepsi değil,önemli olan tepsinin yerinden çıkabilmesi.Tepsi bazen tabak görevi gördüğü için mutlaka yıkanması gerekiyor.Hatta her yemekten sonra mutlaka yıkanması gerekiyor. İşte bunun içindir ki tepsi çıkabilmeli,musluğun altında ohh mis gibi yapılabilmeli. Şimdi bizim bir de ikea mama sandalyemiz var,bunun tepsisi bir adet ama çıkabiliyor;gayet kullanışlı.Çıkar yıka tak.
Kumaşının silinebilir olması , olmazsa olmazlardan bence. Yıkanabilir olması falan değil,silinebilir olması önemli. Her yemek olayından sonra silmek gerekiyor çünkü.
Mümkün olduğunca girintili çıkıntılı yeri olmamalı ki oralara yiyecek kaçmasın;çünkü sözkonusu bebeğin yemek yemesi olunca o minik eller her yere girebildiği için en ufak noktalara dahi yemek bulaşabiliyor.
Emniyet açısından pratik olması adına,bacaklrının arasındaki tutucunun olması da önemli bence. Sadece emniyet kemeri ile olabilecek bir şey değil. Hem her seferinde emniyet kemerini bağla,çıkar pek pratik gözükmüyor.Bebeği de sıkar bu olay. Bu aparat olduğu için(zaten çoğu mama sandalyesinde vardır diye düşünüyorum)hiç emniyet kemeri kullanmadım. Ancak bu aparatın bebeklerin rahatı için bacaklarını sıkışturmaması gerekiyorr. Bazıları çok dar olabiliyor çünkü.
Yatış kademeleri;bazı modeller 0 aydan itibaren kullanılabiliyor.İlk 5 aya kadar anadizi şeklinde sonrasında mama sandalyesi olarak.Bunların yatış pozisyonları da tam yatarlı oluyor. Yani böylece ayrıca anadizine ihtiyacınız kalmıyorAslında güzel bir özellik Chicconun böyle bir modeli olduğunu biliyorum.Bir de Kraft'ın dondysi var bildiğim.Şu hem beşik hem mama sandalyesi olan modeli.Bunların dışında pek çok markanın da vardır. Chicconunkine bizzat bakmıştık.Gayet kullanışlı.En çok tutulan Chicco Poly modelinin tam yatarlısı şeklindeydi. Anadizi almak istemiyorsanız kullanışlı olabilir. Ancak dondolino için biraz hantal ve zahmetli diyorlar ben görmedim,yorum yapamayacağım.Ancak sallanmadan uyumayan,gazlı bir babağiniz varsa uygun olabilir.Kumaşı silinebiliyor mu?Yüksekli ayarı yeteli mi?Çıkarılabilir tepsisi var mı bilmiyorum.Bunlar varsa kolaylıkla yerinden hareket ettirilebiliyorsa uygundur bence.
Tepsi üzeri oyuncak;bizim kullandığımız da olan bir özellik;ancak ben oyuncakları hiç takmadım.Bence mama sandalyesi yemek yemek içindir.Oyuncağa gerek yok yani.Hem bebekte yanlış bir algı oluşturabilir. Oyun oynayacaksak da fırınla,tencere tavayla oynuyoruz.Ya da şarkı falan söylüyoruz.Özellikle buzdolabı süsleri oldukça kurtarıcı oluyor kriz durumlarında:)
İkeanın mama sandalyesi için oldukça kullanışlı ve yeterli diyebilirim.Yalnız bebek çok iri bir bebekse sığmayabilir.Kızım 11 kilo civarında ve şimdilik çok rahat gözüküyor;ancak sadece dik pozisyonda olduğu için 6 aylıktan sonra içine oturtulabilir. Anadiziniz varsa ve 4 aylıktan sonra ek gıdaya geçmişseniz bu aralıkta anadizinde idare edilebiliyor.Belki anadizinde durmadığı aynı zamanda çok dik duramadığı bir 15 günlük süreç oluyor onda da idare edebilim derseniz problem yok.6 aydan sonra bir süre minderiyle birlikte kullanılırsa daha iyi olur sanki. Bizimki şimdi minderiyle birlikte sığmıyor.Bu sandalyenin kurulumu,çıkarması çok pratik. Ayrıca yanınızda her yere götürebilirsiniz. Güvenlik açısından kemeri var ama çok basit bir kemer. Çook hareketli bir bebek değilse güvenliği yeterli.Zaten backlarının ara kısmında aparat var o yeterli.Temizliği açısından kumaşı falan olmadığı için hooop siliveriyorsunuz tamam.Pratik ve yeterli.Ancak hani mutfakta o sürekli içinde otursun ben de işimi falan yapayım,yanından sık sık ayrılayım diyorsanız belki biraz(ama az) güvenlik açısından sıkıntı yaratabilir. Ama ben bebeği mama sandalyesinde fazla tutmuyorum.Nasıl ki biz yemek masasında saatlerce oturmuyorsak onuda oturtmamalıyım diye düşünüyorum. Ama tabii yürüteçe koyuyorum:)))NApiim. Ya da yere.Daha güvenli ve daha zevkli bence.Oranın sadece yemek yemek amaçlı olduğunu düşünüyor olmalı ki mama dediğimde oraya yöneliyor.
3.Dalin sıvı deterjan-yumuşatıcı; Önceleri dalan roxy kullanıyordum ve yumuşatıcıya bile gerek kalmıyordu.Ancak leke çıkarmada pek etkili gelmediği için Dalin'e geçtim. Dalinin de çok farklı olduğunu söyleyemem.Mutlaka üşenmeden lekelenmiş olan çamaşırı hemen suya bastırmak gerekiyor.Özellikle ek gıdaya geçişle birlikte lekeli çamaşır sayısı giderek artıyor.Bunun için bazı dış kıyafetleri için leke çıkarıcı kullanıyorum artık. Yoksa giyecek kıyafeti kalmayacak da:))Yumuşatıcı da yumuşatıcı işte aynı. Bazen bi iki çamaşını bizimkiyle yıkıyorum artık.İlerde vücudu alışamaz,alerji olabilir düşüncesiyle.
4.Dalin şampuan;Doğduğundan bu yana Dalin kullanıyordum;ancak elimizdeki bitince Nönü'nünde Egoş içim geçeceği parabensiz olduğu söylenilen Johnsons baby'e geçmeyi düşünüyorum.Kepek falan olursa değiştiririm artık.Bir de kremli olması gerekecek gibi:)
5.Otribebe burun aspiratörü;Hala kullanmaya devam ediyoruz,çok memmunuz.
6.Chicco tırnak makası,tarağı,fırçası;Bebi çok kıpırık olduğu için tırnaklarını kesmekte ne kadar zorlansam da bebeklikten bu yana alıştığı için pratik bir şekilde kesebiliyorum.Tarak ve fırçadan da memmunum.Saçları uzadıkça daha iyi göreceğim.
7.Dalin açılı mama kaşığı;Böyle ağıza doğru açılı olanlardan.Kendisi tutuyor,yemekten alıyor hooop ağzına atıveriyor. Bebek için çok pratik bir icat. Dedesi çook önceden almıştı.Çatal ve kaşık set olarak.Vay be zaman ne çabuk geçmiş,dedesi de iyiki almış.
8.Nuby damla akıtmaz bardak;İçine suyu koyup ortalığa bırakıyorum.Akıtmadığı için devrildiğinde falan sorun olmuyor. Tutma kulpları da kullanışlı.Ancak biraz içine çektiği başlık kısmı kaba olduğu için ilk başlarda zorlanıyordu.Şimdilerde biraz daha alıştı.
9.Minik tencere-tava;Ek gıdaya geçişte minik tencere ve tava çok kullanışlı oluyor.Bir kap yemeği koca bir tencerede pişirmek ya da ısıtmak pek de kolay olmazdı sanırım. İçi seramik kaplılardan almıştım.Migros'tan.Mor renkli.Çok şirinler. Memmunum.
10.Huggies gold bebek bezi; 10 aya kadar prima kullandıktan sonra, kuzenimin tavsiyesi ile Huggies Gold'a geçiş yaptım. Tam da diş çıkarıyordu bebi,pişik oluyordu,ishaldi,sırtına kadar kaka çıkıyordu.Huggies'e geçtikten sonra hiç sırta çıkma problemi yaşamadık.Sanırım arkasındaki lastik önlüyor. Pişik olayı da geçti;ama bezden önce geçmek üzereydi zaten.Şimdilik başka pişik olayı yaşamadık.Prima'ya göre biraz daha şişkin duruyor ve sanki daha az sıvıyı tutuyor.Çünkü sabah kalktığında neredeyse ıslak oluyor.Prima öyle olmuyordu ama.Genel anlamda memmunuz.
11.Pierre Cardin bebek arabası;Genel olarak iyi diyebilirim. Hafif, baston şeklinde ve pratik oalrak katlanıyor,arabanın bagajına rahatlıkla sığıyor,çift yönlü(çok da gerekli değil),Tentesi neredeyse tam kapanıyor(bebekken güzel bir özellikti),tam yatıyor,alt sepeti yeterli,sürülüşü iyi.Ancak biraz darlaşmaya başladı.Ön varı çıkabiliyor,ortamı daraltmamak adına hiç takmadık diyebilirim.Genel anlamda pratik yani. Biraz dandiklik yapabiliyor arada o kadar da olur. Bu da Egoşumuzun.Alsaydık,Chicco liteway alacaktım;araştırmalarım sonucu benzer özelliklerin olduğu bir kullanışlı bir ürün. Yalnız sanırım çift yönlü kullanılamıyor(o da sadece güneşli günlerde gerekli olabilen bir özellik ama bu seferde tekerlekler sorun çıkarabiliyor sürüm zorlaşabiliyor) bir de iki tekerleği tek olduğu için sokaklardaki ızgaralara takılabiliyormuş o da çok önemli değildi bence.
12.Sudocrem;Doğduğundan bu yana kullandıklarımdan.Yeterince iyi. Bunun dışında bazen unibaby kullanıyoruz. O da iyi gibi.Yani şöyle diyeyim ki;iki kez pişik oldu ikisinde de diş çıkardı. Bu dönemde de pişik kremlerinin pek faydası olmadı;ama bunların dışında pişik olmasını önlemiş midir bilmiyorum. Pişik olduğu dönemlerde de her gün yarım saat kadar leğene oturtup oyuncaklarını da önüne verdim,çinko oranı yüksek bir kremle hametanı karıştırıp sürdüm,yalnız ikinci pişik olduğunda sudocrem kalmamıştı o olsaydı belki de daha kısa sürede geçebilirdi yani.Son olarak da unibaby yenidoğan ıslak mendili kullaıyor olmama rağmen ıslak pamuğa geçtim,kakadan sonra mutlaka yıkadım. Dört beş günde geçti.Özellikle ikinci olduğunda neredeyse kesik şeklinde pişiği vardı.
Bunların dışında Arzum'un kulaktan ateşölçerini kullanmaya devam ediyoruz.İyi gibi.Şüpheliyim. Nemlendirici olarak Medicana'yı kullanıyoruz ondan da memmunuz. Önemli olan su bitince durmalı bence. Bu da duruyor.Ortamı ıslatmıyor.Fazla çalıştırınca oda soğuyor bu da nemlendiricilerin genel özelliği sanırım.Zaten çok nadir çalıştırıyoruz.
12.Chicco Eletta oto koltuğu;Şu Ankara'dan yeni aldığımız. Çok fazla kullanmadığımız için çok fazla da yorum yapamam;ancak kullandığımız kadarıyla -en azından Ankara'dan buraya kadar geldik yani- yatış pozisyonu çok iyi,bebi içinde çok rahat etti, öyleki hemen uyumuştu.Yatış ayarını yapmak açısından da pratik.Kumaş yapısı da güzel,çıkabiliyor mu bilmiyorum.Emniyet kemeri ayarı kullanım açısından normal düzeyde. Yüksekliği gayet yeterli,hatta fazla bile.Bebinin başı değiyor dışarıdan içine koyarken o derece yani. Bebi içinde çok rahat ediyormuş gibi görünüyor. Ayrıca ferahlık açısından baktığımızda da gayet kullanışlı.Güvenlik sertifikaları da yeterli. Aradığım özellikler şunlardı;Yatış pozisyonu mümkün olduğunca fazla olsun(uzun yol çok yaptığımız için) ve kolay yatırılabilsin(baktıklarımız arasında iki model bu kadar iyi yatıyordu),güvenli olsun(römer gibi olamaz tabii ki ama yeterli),izofikse gerek yok(sürekli takıp çıkarmıcaz,emniyet kemeri de yeterli),biraz geniş olsun(içinde sıkılmasın) ve etrafı görebilsin.Kumaşı çok terletmesin(Kumaşı için de terletirse yazlık kılıf alırız artık.Zaten çok terleyen bir çocuk değil,bir de klima var nasıl olsa).
Başka başkaaaa...Başka aklıma gelmiyor şimdilik;ama gelirse ekleme yaparım mutlaka.
Uzmanların söyledikleri yürüteç kullanılmaması gerektiği yönünde. Yürüteç kullanıldığında bebekler yürümeyi değil yürüteci sürmeyi öğreniyorlarmış.Hatta yürüteç kullanan bebekler koltuklatından tutulup yürütülmeye çalışıldığında parmak uçlarıyla sanki itmeye devam ediyor gibi oluyorlar. Gerçekten de dikkat ettiğimde yürüteç içinde adım atmadığını sadece yürütece yön vermek için ayaklarını halının üzerinde sürüdüğünü de bizzat gördüm.Bu durumda bebeklerin yürümelerini geciktiriyormuş.Öncelikle öğrendikleri yanlışı unutup yerine yeni bir öğrenme koymaları gerekiyor.Yani hiç yürütece konmayan bebeklerden bir adım gerideler.Bunların pek çoğunu yürütece koymadan önce de biliyordum.
İkinci görüş ise;yürütece koyarsan bebeği,o kendi kendine etrafı incelerken sen de ev işlerini,okul işlerini halledebilirsin. Aynı zamanda yürüteçle ulaşabileceği mekanları kontrol edip oralardaki tehlikeli eşyaları kaldırıp yahut güvenli hale getirip aklının onda kalmasını engelleyebilirsin.Bu da etrafında bebeğini bırakabileceği birileri olmayan annelerin görüşü.E haliyle ben ikinci görüşe giriyorum. 6,6 buçuk aylıktan önce omurga yapıları tam olarak yürümeyi desteklemediği için yaklaşık 7 aylıkken yürütece koymuştum.10 aylık civarında emeklemesini çok istediğim için yürütece koymamaya başladım. Oyuncaklarını dağıtıp bebiyide yere oturtuyordum. Sonra da emeklemişti işte. Şimdilerde rahatlıkla tutunup kalkıyor,emeklediği içinde çok nadir yürütece koyuyorum. özellikle ev süpürürken falan. Emekleyerek her yere giriyor.Çekmeceleri döküyor,gereksiz yerlerde(sandalyeyi kendine çekerek gibi) ayağa kalkmaya çalışıyor,çöpe gidiyor,ne bulsa ağzına atmaya çalışıyor vs. İşte bunun için işim varsa ve ilgilenemeyeceksem yürütece koyuyorum.Yürüteç gerekli mi? Bizim yürütecimiz kuzenimizden,Kaoşun.Olmasaydı alır mıydım,bilmiyorum.Ama bence o altı yedi aylık dönemlerinde ona özgürlük sağlıyor. Anne içinde az biraz rahatlık oluyor. Bence çok da bir problem yaratmıyor,fazlaca konulmadığı müddetçe ki onca çocuk yürüteçle büyüyor da hiç bi şey olmuyor.Annem 30 yıl önce beni de koymuş,bişey olmamış. Yaa neredeyse insanlık tarihi kadar eski bu yürüteç meselesi:)))
Bu arada bizimki Pilsanın bir modeli.Mamalove. Kademeli. Kademeli olması çocuğun boyuna göre ayarlamanız açısından önemli.Bir de önünde mama sandalyesinin önündeki yer gibi genişçe tepsisi var.Üzerinde org falan vardı biz çıkardık. Şimdi orası boş ve oldukça işlevsel. Kahvaltı yaparken filan,o önceden yapmış olmasına rağmen bir şeyler yemek istiyorsa önüne koyuyorduk,bir de oraya kitap falan koyup onunla ilgilenmesini sağlıyorduk.Tepsilisi güzel yani,işlevsel.
2.Mama sandalyesi;Bizimki yine kuzenimizden bu sefer ki Egoşun.Kraft marka. Biraz irice kendisi. Çift tepsili,kademeli,silinebilir naylon kumaş.
Özelliklerin kullanımı açısından baktığımızda açıkçası yükseklik kademesini hiç kullanmadık,yüksekliği bizim için ideal,sandalyeye oturduğumda rahatlıkla yedirebiliyorum(pek oturmuyorum ama)tepsisinin çıkarılıp masaya yaklaşma özelliği sanırım yok,hoş olsaydı da masaya ancak bizim sandalyeler sığıyor bebininkini sığdırmak oldukça zor:)Bu özellik olsaydı ilerleyen aylarda iyi olabilirdi;ancak ikeanınki gibi masaya sıfırlanabiliyorsa.
Çift tepsili olma özelliğinden sözedersek;aslında önemli olan iki tepsi ya da tek tepsi değil,önemli olan tepsinin yerinden çıkabilmesi.Tepsi bazen tabak görevi gördüğü için mutlaka yıkanması gerekiyor.Hatta her yemekten sonra mutlaka yıkanması gerekiyor. İşte bunun içindir ki tepsi çıkabilmeli,musluğun altında ohh mis gibi yapılabilmeli. Şimdi bizim bir de ikea mama sandalyemiz var,bunun tepsisi bir adet ama çıkabiliyor;gayet kullanışlı.Çıkar yıka tak.
Kumaşının silinebilir olması , olmazsa olmazlardan bence. Yıkanabilir olması falan değil,silinebilir olması önemli. Her yemek olayından sonra silmek gerekiyor çünkü.
Mümkün olduğunca girintili çıkıntılı yeri olmamalı ki oralara yiyecek kaçmasın;çünkü sözkonusu bebeğin yemek yemesi olunca o minik eller her yere girebildiği için en ufak noktalara dahi yemek bulaşabiliyor.
Emniyet açısından pratik olması adına,bacaklrının arasındaki tutucunun olması da önemli bence. Sadece emniyet kemeri ile olabilecek bir şey değil. Hem her seferinde emniyet kemerini bağla,çıkar pek pratik gözükmüyor.Bebeği de sıkar bu olay. Bu aparat olduğu için(zaten çoğu mama sandalyesinde vardır diye düşünüyorum)hiç emniyet kemeri kullanmadım. Ancak bu aparatın bebeklerin rahatı için bacaklarını sıkışturmaması gerekiyorr. Bazıları çok dar olabiliyor çünkü.
Yatış kademeleri;bazı modeller 0 aydan itibaren kullanılabiliyor.İlk 5 aya kadar anadizi şeklinde sonrasında mama sandalyesi olarak.Bunların yatış pozisyonları da tam yatarlı oluyor. Yani böylece ayrıca anadizine ihtiyacınız kalmıyorAslında güzel bir özellik Chicconun böyle bir modeli olduğunu biliyorum.Bir de Kraft'ın dondysi var bildiğim.Şu hem beşik hem mama sandalyesi olan modeli.Bunların dışında pek çok markanın da vardır. Chicconunkine bizzat bakmıştık.Gayet kullanışlı.En çok tutulan Chicco Poly modelinin tam yatarlısı şeklindeydi. Anadizi almak istemiyorsanız kullanışlı olabilir. Ancak dondolino için biraz hantal ve zahmetli diyorlar ben görmedim,yorum yapamayacağım.Ancak sallanmadan uyumayan,gazlı bir babağiniz varsa uygun olabilir.Kumaşı silinebiliyor mu?Yüksekli ayarı yeteli mi?Çıkarılabilir tepsisi var mı bilmiyorum.Bunlar varsa kolaylıkla yerinden hareket ettirilebiliyorsa uygundur bence.
Tepsi üzeri oyuncak;bizim kullandığımız da olan bir özellik;ancak ben oyuncakları hiç takmadım.Bence mama sandalyesi yemek yemek içindir.Oyuncağa gerek yok yani.Hem bebekte yanlış bir algı oluşturabilir. Oyun oynayacaksak da fırınla,tencere tavayla oynuyoruz.Ya da şarkı falan söylüyoruz.Özellikle buzdolabı süsleri oldukça kurtarıcı oluyor kriz durumlarında:)
İkeanın mama sandalyesi için oldukça kullanışlı ve yeterli diyebilirim.Yalnız bebek çok iri bir bebekse sığmayabilir.Kızım 11 kilo civarında ve şimdilik çok rahat gözüküyor;ancak sadece dik pozisyonda olduğu için 6 aylıktan sonra içine oturtulabilir. Anadiziniz varsa ve 4 aylıktan sonra ek gıdaya geçmişseniz bu aralıkta anadizinde idare edilebiliyor.Belki anadizinde durmadığı aynı zamanda çok dik duramadığı bir 15 günlük süreç oluyor onda da idare edebilim derseniz problem yok.6 aydan sonra bir süre minderiyle birlikte kullanılırsa daha iyi olur sanki. Bizimki şimdi minderiyle birlikte sığmıyor.Bu sandalyenin kurulumu,çıkarması çok pratik. Ayrıca yanınızda her yere götürebilirsiniz. Güvenlik açısından kemeri var ama çok basit bir kemer. Çook hareketli bir bebek değilse güvenliği yeterli.Zaten backlarının ara kısmında aparat var o yeterli.Temizliği açısından kumaşı falan olmadığı için hooop siliveriyorsunuz tamam.Pratik ve yeterli.Ancak hani mutfakta o sürekli içinde otursun ben de işimi falan yapayım,yanından sık sık ayrılayım diyorsanız belki biraz(ama az) güvenlik açısından sıkıntı yaratabilir. Ama ben bebeği mama sandalyesinde fazla tutmuyorum.Nasıl ki biz yemek masasında saatlerce oturmuyorsak onuda oturtmamalıyım diye düşünüyorum. Ama tabii yürüteçe koyuyorum:)))NApiim. Ya da yere.Daha güvenli ve daha zevkli bence.Oranın sadece yemek yemek amaçlı olduğunu düşünüyor olmalı ki mama dediğimde oraya yöneliyor.
3.Dalin sıvı deterjan-yumuşatıcı; Önceleri dalan roxy kullanıyordum ve yumuşatıcıya bile gerek kalmıyordu.Ancak leke çıkarmada pek etkili gelmediği için Dalin'e geçtim. Dalinin de çok farklı olduğunu söyleyemem.Mutlaka üşenmeden lekelenmiş olan çamaşırı hemen suya bastırmak gerekiyor.Özellikle ek gıdaya geçişle birlikte lekeli çamaşır sayısı giderek artıyor.Bunun için bazı dış kıyafetleri için leke çıkarıcı kullanıyorum artık. Yoksa giyecek kıyafeti kalmayacak da:))Yumuşatıcı da yumuşatıcı işte aynı. Bazen bi iki çamaşını bizimkiyle yıkıyorum artık.İlerde vücudu alışamaz,alerji olabilir düşüncesiyle.
4.Dalin şampuan;Doğduğundan bu yana Dalin kullanıyordum;ancak elimizdeki bitince Nönü'nünde Egoş içim geçeceği parabensiz olduğu söylenilen Johnsons baby'e geçmeyi düşünüyorum.Kepek falan olursa değiştiririm artık.Bir de kremli olması gerekecek gibi:)
5.Otribebe burun aspiratörü;Hala kullanmaya devam ediyoruz,çok memmunuz.
6.Chicco tırnak makası,tarağı,fırçası;Bebi çok kıpırık olduğu için tırnaklarını kesmekte ne kadar zorlansam da bebeklikten bu yana alıştığı için pratik bir şekilde kesebiliyorum.Tarak ve fırçadan da memmunum.Saçları uzadıkça daha iyi göreceğim.
7.Dalin açılı mama kaşığı;Böyle ağıza doğru açılı olanlardan.Kendisi tutuyor,yemekten alıyor hooop ağzına atıveriyor. Bebek için çok pratik bir icat. Dedesi çook önceden almıştı.Çatal ve kaşık set olarak.Vay be zaman ne çabuk geçmiş,dedesi de iyiki almış.
8.Nuby damla akıtmaz bardak;İçine suyu koyup ortalığa bırakıyorum.Akıtmadığı için devrildiğinde falan sorun olmuyor. Tutma kulpları da kullanışlı.Ancak biraz içine çektiği başlık kısmı kaba olduğu için ilk başlarda zorlanıyordu.Şimdilerde biraz daha alıştı.
9.Minik tencere-tava;Ek gıdaya geçişte minik tencere ve tava çok kullanışlı oluyor.Bir kap yemeği koca bir tencerede pişirmek ya da ısıtmak pek de kolay olmazdı sanırım. İçi seramik kaplılardan almıştım.Migros'tan.Mor renkli.Çok şirinler. Memmunum.
10.Huggies gold bebek bezi; 10 aya kadar prima kullandıktan sonra, kuzenimin tavsiyesi ile Huggies Gold'a geçiş yaptım. Tam da diş çıkarıyordu bebi,pişik oluyordu,ishaldi,sırtına kadar kaka çıkıyordu.Huggies'e geçtikten sonra hiç sırta çıkma problemi yaşamadık.Sanırım arkasındaki lastik önlüyor. Pişik olayı da geçti;ama bezden önce geçmek üzereydi zaten.Şimdilik başka pişik olayı yaşamadık.Prima'ya göre biraz daha şişkin duruyor ve sanki daha az sıvıyı tutuyor.Çünkü sabah kalktığında neredeyse ıslak oluyor.Prima öyle olmuyordu ama.Genel anlamda memmunuz.
11.Pierre Cardin bebek arabası;Genel olarak iyi diyebilirim. Hafif, baston şeklinde ve pratik oalrak katlanıyor,arabanın bagajına rahatlıkla sığıyor,çift yönlü(çok da gerekli değil),Tentesi neredeyse tam kapanıyor(bebekken güzel bir özellikti),tam yatıyor,alt sepeti yeterli,sürülüşü iyi.Ancak biraz darlaşmaya başladı.Ön varı çıkabiliyor,ortamı daraltmamak adına hiç takmadık diyebilirim.Genel anlamda pratik yani. Biraz dandiklik yapabiliyor arada o kadar da olur. Bu da Egoşumuzun.Alsaydık,Chicco liteway alacaktım;araştırmalarım sonucu benzer özelliklerin olduğu bir kullanışlı bir ürün. Yalnız sanırım çift yönlü kullanılamıyor(o da sadece güneşli günlerde gerekli olabilen bir özellik ama bu seferde tekerlekler sorun çıkarabiliyor sürüm zorlaşabiliyor) bir de iki tekerleği tek olduğu için sokaklardaki ızgaralara takılabiliyormuş o da çok önemli değildi bence.
12.Sudocrem;Doğduğundan bu yana kullandıklarımdan.Yeterince iyi. Bunun dışında bazen unibaby kullanıyoruz. O da iyi gibi.Yani şöyle diyeyim ki;iki kez pişik oldu ikisinde de diş çıkardı. Bu dönemde de pişik kremlerinin pek faydası olmadı;ama bunların dışında pişik olmasını önlemiş midir bilmiyorum. Pişik olduğu dönemlerde de her gün yarım saat kadar leğene oturtup oyuncaklarını da önüne verdim,çinko oranı yüksek bir kremle hametanı karıştırıp sürdüm,yalnız ikinci pişik olduğunda sudocrem kalmamıştı o olsaydı belki de daha kısa sürede geçebilirdi yani.Son olarak da unibaby yenidoğan ıslak mendili kullaıyor olmama rağmen ıslak pamuğa geçtim,kakadan sonra mutlaka yıkadım. Dört beş günde geçti.Özellikle ikinci olduğunda neredeyse kesik şeklinde pişiği vardı.
Bunların dışında Arzum'un kulaktan ateşölçerini kullanmaya devam ediyoruz.İyi gibi.Şüpheliyim. Nemlendirici olarak Medicana'yı kullanıyoruz ondan da memmunuz. Önemli olan su bitince durmalı bence. Bu da duruyor.Ortamı ıslatmıyor.Fazla çalıştırınca oda soğuyor bu da nemlendiricilerin genel özelliği sanırım.Zaten çok nadir çalıştırıyoruz.
12.Chicco Eletta oto koltuğu;Şu Ankara'dan yeni aldığımız. Çok fazla kullanmadığımız için çok fazla da yorum yapamam;ancak kullandığımız kadarıyla -en azından Ankara'dan buraya kadar geldik yani- yatış pozisyonu çok iyi,bebi içinde çok rahat etti, öyleki hemen uyumuştu.Yatış ayarını yapmak açısından da pratik.Kumaş yapısı da güzel,çıkabiliyor mu bilmiyorum.Emniyet kemeri ayarı kullanım açısından normal düzeyde. Yüksekliği gayet yeterli,hatta fazla bile.Bebinin başı değiyor dışarıdan içine koyarken o derece yani. Bebi içinde çok rahat ediyormuş gibi görünüyor. Ayrıca ferahlık açısından baktığımızda da gayet kullanışlı.Güvenlik sertifikaları da yeterli. Aradığım özellikler şunlardı;Yatış pozisyonu mümkün olduğunca fazla olsun(uzun yol çok yaptığımız için) ve kolay yatırılabilsin(baktıklarımız arasında iki model bu kadar iyi yatıyordu),güvenli olsun(römer gibi olamaz tabii ki ama yeterli),izofikse gerek yok(sürekli takıp çıkarmıcaz,emniyet kemeri de yeterli),biraz geniş olsun(içinde sıkılmasın) ve etrafı görebilsin.Kumaşı çok terletmesin(Kumaşı için de terletirse yazlık kılıf alırız artık.Zaten çok terleyen bir çocuk değil,bir de klima var nasıl olsa).
Başka başkaaaa...Başka aklıma gelmiyor şimdilik;ama gelirse ekleme yaparım mutlaka.
16 Şubat 2013 Cumartesi
gece gece fıstık ezmesi....
Sevgili minnak'ın dün Selmoş teyzesinde öğrenme konusu fıstık yapmakmış. Ben sonumu bildiğim için fıstık yapmayı da öğrenmeyiversin canım demiştim oysaki:)
Yeni bir beceri edinen minnak bunu hemen uygulamak istemedi mi istedi tabiiki.Hemen dediysem öyle hemen eve gelir gelmez değil düşünmüş taşınmış genelde her yeni beceriyi uygulama saati gibi gece saatlerini seçmiş kendisi Bu saatin 4.30 olacağını nereden bilebilirdik ki.Gece gece önce bir iki mırın kırınla başlayan yatak içi kıpraşmaları giderek artınca,uykuya aç gözlerimizle(ben de neyime gerekse saat 6.45 de kalkıcak olmama rağmen 2 ye geliyordu yattığım)yanımıza alıverdik. Tabii minnak anneyle babanın güvenli sıcaklıklarında önce hafiften mayışır gibi olduysa da 5dk içinde gözler faltaşı kıvamında açıldı. Açılmayla birlikte kıpır kıpır fırıldak oluverdi kendisi.Yatağın dört kenarından toplayıp toplayıp yatırmaya çalışsakta kendini ikna edemedik. Tamam peki dedik,uyumucakmış saygı duyduk,çocuk merkezli eğitim dedik.(E onun gözleri faltaşıydı ama benimkiler kapalı kutuydu canım.) Minnak'ı ortaya oturduktan sonra yarı uyur yarı uyanık uyumaya koyulduk. 5dk sonra her zamanki gibi minik parmaklar önce göze,sonra buruna,sonra saçlara doğru yol aldı,çekiştirildi,yolundu;En azından saçı,kulağı tanıyor diye sesimi çıkarmadım:) Sonra akşam yapmadıydı belki yapar deyip anne kişisi tarafından "fıstık" sözünün söylenmesiyle minnakta "fıstık" yaptı. Ayyy ne de güzeldi.Ne de tatlıydı,kerpeten parmakların fıstık diye yanakları sıkıştırması.Hemen ardından bebi kişisi tekrar fıstık yaptı.Evet evet kesin öğrenmişti. Bebi kişisi durmadı tekrar tekrar...Bir süre sonra bozuk plak olayına döndü iş. Bir de ne fıstık ne fıstık yengeç kolu fıstığı. İki minnak parmak arasına bir dirhem et parçası sıkıştırılarak suyunu çıkarıncaya kadar sıkarak fıstık. Canı acıyan zavallı anne kişisi yatakta kaçıcak yer aradı ama yoktu. Arkamı döndüm,saçıma fıstık,yanıma döndüm koluma fıstık,fıstık da fıstık işte oldum fıstık ezmesi. O ara nasıl olduysa hafiften içim geçmiş..Bir rüya gördüm bebi fıstık yapmaya devam ediyormuş,yüzümü hissetmez oluyormuşum,kıpkırmızı oluyormuş falan. Gözlerimi açtığımda bebi hala uyanıktı,tam 6.40'ta uyudu ben de 6.50'de kalktım. Ne geceydi ne geceydi. Tabii uyanık anne kişisi fıstık yapma olayından bi daha hiç bahsetmedi,özellikle babaya fıstık deyince ona yapmayınca bu beceriyi unuttursa da olurdu.
Çak çak yaparken de bazen kafaya kola çaktığı oluyodu da gelen gideni aratırmış bu bir .
Bu minnağa hamur yoğurmayı falan hiç öğretmemeli,mazallah gece gece ekmek yapmaya falan kalkar bu da ikiii.(bu yazı perşembe gününe aittir bu da üüüç)
Yeni bir beceri edinen minnak bunu hemen uygulamak istemedi mi istedi tabiiki.Hemen dediysem öyle hemen eve gelir gelmez değil düşünmüş taşınmış genelde her yeni beceriyi uygulama saati gibi gece saatlerini seçmiş kendisi Bu saatin 4.30 olacağını nereden bilebilirdik ki.Gece gece önce bir iki mırın kırınla başlayan yatak içi kıpraşmaları giderek artınca,uykuya aç gözlerimizle(ben de neyime gerekse saat 6.45 de kalkıcak olmama rağmen 2 ye geliyordu yattığım)yanımıza alıverdik. Tabii minnak anneyle babanın güvenli sıcaklıklarında önce hafiften mayışır gibi olduysa da 5dk içinde gözler faltaşı kıvamında açıldı. Açılmayla birlikte kıpır kıpır fırıldak oluverdi kendisi.Yatağın dört kenarından toplayıp toplayıp yatırmaya çalışsakta kendini ikna edemedik. Tamam peki dedik,uyumucakmış saygı duyduk,çocuk merkezli eğitim dedik.(E onun gözleri faltaşıydı ama benimkiler kapalı kutuydu canım.) Minnak'ı ortaya oturduktan sonra yarı uyur yarı uyanık uyumaya koyulduk. 5dk sonra her zamanki gibi minik parmaklar önce göze,sonra buruna,sonra saçlara doğru yol aldı,çekiştirildi,yolundu;En azından saçı,kulağı tanıyor diye sesimi çıkarmadım:) Sonra akşam yapmadıydı belki yapar deyip anne kişisi tarafından "fıstık" sözünün söylenmesiyle minnakta "fıstık" yaptı. Ayyy ne de güzeldi.Ne de tatlıydı,kerpeten parmakların fıstık diye yanakları sıkıştırması.Hemen ardından bebi kişisi tekrar fıstık yaptı.Evet evet kesin öğrenmişti. Bebi kişisi durmadı tekrar tekrar...Bir süre sonra bozuk plak olayına döndü iş. Bir de ne fıstık ne fıstık yengeç kolu fıstığı. İki minnak parmak arasına bir dirhem et parçası sıkıştırılarak suyunu çıkarıncaya kadar sıkarak fıstık. Canı acıyan zavallı anne kişisi yatakta kaçıcak yer aradı ama yoktu. Arkamı döndüm,saçıma fıstık,yanıma döndüm koluma fıstık,fıstık da fıstık işte oldum fıstık ezmesi. O ara nasıl olduysa hafiften içim geçmiş..Bir rüya gördüm bebi fıstık yapmaya devam ediyormuş,yüzümü hissetmez oluyormuşum,kıpkırmızı oluyormuş falan. Gözlerimi açtığımda bebi hala uyanıktı,tam 6.40'ta uyudu ben de 6.50'de kalktım. Ne geceydi ne geceydi. Tabii uyanık anne kişisi fıstık yapma olayından bi daha hiç bahsetmedi,özellikle babaya fıstık deyince ona yapmayınca bu beceriyi unuttursa da olurdu.
Çak çak yaparken de bazen kafaya kola çaktığı oluyodu da gelen gideni aratırmış bu bir .
Bu minnağa hamur yoğurmayı falan hiç öğretmemeli,mazallah gece gece ekmek yapmaya falan kalkar bu da ikiii.(bu yazı perşembe gününe aittir bu da üüüç)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
